Pazarcık Tarihi - Bölüm 2

Kurutuluş Savaşı Dönemi:

            30 Ekim 1918 de imza edilen Mondros Ateşkes Antlaşmasına dayanarak İngilizler 1919 Şubat ayında  Antep’i işgal ettikten sonra  Maraş’ı de  işgal etmeye kalkarlar. Bunu sezen  Pazarcık ve Narlı  köylüleri Aksu Köprüsünü(halen Narlı’daki bu adla anılan köprü) yakarak İngilizlerin Maraş’a girmesini engellemeye çalışmışlardır.  Ancak İngilizler 22 Şubat 1919 da  Narlı’ya gelirler. Köprünün tahrip olduğunu görünce  yeniden geçebilecekleri bir köprü kurarlar ve  ertesi gün Maraş’a girerler. Başta Zeytin deki Ermeniler olmak üzere diğer Ermeniler bando eşliğinde İngilizleri karşılarlar. İngilizlerin çekilmesi ile Fransızlar 29-30 Ekim 1919 da Maraş’ı işgal ederler. Yine yerli Ermeniler tıpkı İngilizleri karşıladıkları gibi hatta daha taşkın bir şekilde Fransızları da karşılarlar.

          Kurutuluş savaşı yılarında Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal başkanlığındaki Temsil Heyeti, bölgenin Fransızlara karşı savunulmasını örgütlemek için Yüzbaşı Kurtoğlu Yörük Selim Bey ile Üsteğmen Asaf( Kılıç Ali Bey)’ı görevlendirmiştir. Elbistanda karargah oluşturan Kılıç Ali ( Yüzbaşı Ali Asaf), Maraş’ın Fransızlarca işgalini Pazarcık Jandarma Kumandanı Ramazan Bey’den haber alınca  iki mitralyöz, piyade ve süvariden oluşan müfrezesini Pazarcık’a göndermiş,  Pazarcık işgale uğramadığı ve Antep ile Maraş arasında önemli bir stratejik merkez olduğu için karargahını buraya nakletmiştir.  Pazarcık’ta üst kuran Kılıç Ali bey, kendisini Elbistanda bir heyetle ziyaret eden Batumlu Ali Efendi ile burada da görüşerek kısa zamanda teşkilatlanmanın tamamlanmasını istemiştir. Maraş Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin Başkanı Komiser Arslan Bey’i buraya çağırmış ve gerekli talimatları vermiştir. Pazarcık’ta da derhal bir Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kurularak Batumlu(Muhacir) Ali Efendi başkanlığında çalışmalar başlatılmıştır.

                        Bu arada  Maraş, Antep ve Urfa bölge komutanı Fransız general Keret 6 Aralık 1919 da Maraş’ta bir toplantı düzenleyerek, Pazarcık’ta faaliyet gösteren Kılıç Ali’nin yakalanarak kendilerine teslim edilmesini istemiştir. Ancak asla bu istek yerine gerilmeyecektir..

 

                        PAZARCIK KUVAY-İ MİLLİYE CEMİYETİ

Cemiyet Başkanı: 

         Batumlu Ançeloğlu Muhacir Ali Efendi

 

Üyeler:

1.      Tilkiler aşiretinden Kara Silo Ağa,

2.      Atmalı Aşireti Reisi Paşa Yakup Hamdi

3.      Sinemilli Aşireti Reisi (Halil)Tapo Ağa,

4.      Göynük Çerkezlerinden Uzun Yusuf Ağa (şehit olmuştur),

5.      Büyük Nacar Köyü’nden Kara Ali Ağazade Hasan Efendi,

6.      Beşenli  Cuma   Kahya,

7.      Ufacıklı  Köyü’nden  Mahmut   Ağa’nın  oğlu   Büyük   Mehmet  Ağa,

8.      Ufacıklı  Köyü’nden   Ali   Ağazade   Ali   Efendi,

9.      Helete (Düzbağ)  Köyü’nden   Mahmut  Ağa’nın   oğlu  Büyük Mehmet  Ağa,

10.  Helete (Düzbağ)  Köyü’nden   Hocazadelerden   Büyük    Salman    Ağa,

11.  Helete  (Düzbağ)   Köyü’nden  Vakkasoğlu   Salman    Çavuş,

12.  Pazarcık  Savcısı   Abdullah  Beyazıtoğlu,

13.  Jandarma  Kumandanı ( Teğmen) Mehmet  Ramazan   Efendi,  (Konya  Seydişehirli)

14.  Ziraat  Bankası  memuru  Alim  Efendizade  Muhlis  Efendi  (Şimdiki  soyadları  Bilgin’dir.)

15.  İskilipli  olan  Muallim  Mehmet  Fevzi,  (Cebe)

16.  Helete  Köyü  Jandarma  Karakol  Kumandanı   Hafız   Mehmet  Efendi.

17.  Nüfus  Katibi  Mülazimzade  Mehmet  Sait  Efendi.

 

Pazarcık  Kuvay-ı  Milliye  ve Müdafaa-i  Hukuk  Cemiyeti,  Mustafa Kemal ve bölgedeki  sorumlularla irtibata  geçerek  bölge  müdafaasında  düşmana karşı  direnişte fiilen  görev  almışlardır. Özellikle  Maraş-Antep  arasındaki  Fransız  kuvvetlerinin ikmal  yollarını keserek    etkili   olmuşlardır. Topaktaş ve Akçakoyunlu mevkilerinde Antep’ten Maraş’a askeri mühimmat taşıyan bir müfrezenin imhasında Pazarcık Kuva-i Milliye çeteleri etkin bir rol oynamıştır. Ancak  Çerkez Yusuf şehit olmuştur. 19 Ocak 1920’de Sögütlü Tepesi’nden ilçeye girmek isteyen Fransızlar geri püskürtülmüştür.

TBMM’nin  23.05.1926 tarihli oturumunda Pazarcık Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri üstün hizmetlerden dolayı “Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası” ile taltif edilmişlerdir.

Milli Mücadelenin başladığı yıllarda Kuva-i  Milliye’nin  bu bölge komutanı Kılıç Ali Paşa, Atmalıların  Reisi  Yakup Hamdi Paşa  ve kayınbiraderi Sinemilli Aşireti Reisi Tapo Ağa ile irtibata geçmiş bu bölgedeki Fransızların temizlenmesinde Kahramanmaraş ve Gaziantep’te mücadele vermişlerdir. Büyük başarılar elde ederek bu topraklardan Fransızlar temizlenmiştir. Bu mücadele ile ilgili Kılıç Ali Paşa, Amerikan Koleji (Kahramanmaraş’ta) Biyokimya Öğretmeni Stanley  Kerr, bu bölgeye yollanan Binbaşı E.W.C. Noel  (Ortadoğu İngiliz Gizli Servis ajanı ve Güney Anadolu, İran, Irak ve Suriye bölgesinde Kürdistan kurmak için görevlendirilen ajan ), Fransız komutan Abadi, anılarında Milli Mücadele yıllarında Atmalı Reisi Yakup Hamdi Paşa ve Sinemilli Aşireti Reisi Tapo Ağa’nın mücadelelerini şu şekilde anlatmaktadırlar:

“…..Kılıç Ali Paşa ilk olarak Döşeme’deki Ağa’nın Yurdu denilen yerdeki çadırlarında Yakup Hamdi Paşa ve Tapo Ağa ile irtibat kurarlar. Mücadelenin şekli belirlenir. Atmalılara ve Sinemillilere düşen görevler belirlenir.  Gerekli silahların Kılıç Ali  Paşa tarafından temin edilmesine gidilir. Bu dönemde yukarıda ismi geçen İngiliz Gizli Servis Ajanı  Edvart Covbertin Noel, aşiretleri Milli Mücadeleye ve Atatürke karşı ayaklandırmak ve olası bir İngiliz işgalini benimsemeleri için, Yakup  Hamdi  Paşa  ve Tapo Ağa ile irtibata geçer. Tapo Ağa ve Yakup Hamdi Paşa Kuva-i Milliye karşıtı gözükerek İngiliz ajanından silah temin ederler. Silahlar temin edildikten sonra iki aşiret reisi  Sivas’ta yapılan kongreye bağlılık telgrafı  çekerler.

Bu alanda vereceğimiz ilk belge 15 Ocak1920 gün ve 1 no’lu Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanmıştır. Buna göre Pazarcık’ın ileri gelenlerinin “Milli Kongre riyaseti”ne çektikleri telgrafın altında Sinemilli ve Atmalı aşireti mensuplarına ait altı imza bulunmaktadır.

Bu telgraf metni aşağıda görülmektedir :

Fransız işgal güçlerinin komutanları anlaşma hükümlerini her gün biraz daha bozuyor. Maraş’ı aldıklarının birinci günü İslam kadınlarına saldırıldı. Depolardaki silahlar ve bombalar Ermeni vatandaşlarımıza dağıtıldı. Geceleri polis ve jandarma devriyelerimiz öldürüldü. Bazı aşiret reisleri para ve rütbe ile aldatılıp ayaklanmaya çağrılarak toplumlar arasına nifak ve birbirini öldürme tohumları ekilmeye başlandı. Yapılan saldırılar katlanma gücümüzü aşıyor. Yinelenen el koymalar, genel vicdana baskı yapıyor. Ülkemizin uygar dünyasını viraneye çevirmek, masum ve mazlum mezarına döndürmek, tüm insanlık bir cinayet tablosuna tanık olmak istemiyorsa;

Ey tüm insanlığın vicdanı !

Bu vicdanları yakan zulme bir son veriniz. Yoksa, süt emen çocuklarımıza kadar bütün varımızı verip kanlarımızı akıtmaya hazırlanmış bulunuyoruz.

 İş bu reddiyemizin bir örneği Beyrut’taki Fransız generali Gouraud’ya bir örneği Adana İşgal komutanlığına bir örneği itilaf mümessillerine verilmiştir.

 

            Atatürk’e ulaşan haber ile Kılıç Ali kanalıyla bölgenin yardımına koşulmuştur. Kılıç Ali tarafından  Pazarcık Müdafaa-i Hususi Cemiyeti başkanına çekilen telgrafın metni aşağıya alınmıştır.

Mühim ve gayet aceledir.

Pazarcık Müdafaa-i Hususi Cemiyeti

Mahreci (çıkış) Konya, Numara:690, kelimesi:70

Bir süvari müfrezesi ile hareket ettim. Yanınıza geliyorum. Fransız, bildiğimizden daha zayıf bir haldedir. Bunlara son ve kati bir darbe indirme zamanı gelmiştir. Bu hususun temini için mühim ve büyük kuvvetlerin işgal mahallerine sevk etmek de yakındır. İhlas’ı Vatan (Vatanın kurtarılması) uğrundaki azminizde sabit kaldığınıza eminim. İltimas etmek ve melun Fransızlara büyük bir darbe indirmek üzere .…bütün mücahitlerimize..…ikinci kolordu komutanlığı nezdine gelip vürudumu intizar etmenizi (gelişimi beklemenizi) bekliyorum. Cenab-ı Allah bizimledir kardeşlerim.

 

Kılıç Ali

 

Yine Pazarcık Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin işgali protesto amaçlı çektiği telgraf metni şöyledir:                                                       

 

PAZARCIK PROTTESTONAMESİ

FRANSIZ İŞGAL KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA

 

Fransız Kuva-yı İşgaliye kumandanları ateşkes hükümlerini bozan her gün bir hatve daha tecavüz eyliyor. Maraş işgalinin birinci günü İslamın namusuna tecavüz edildi. Depolardaki silahlar ve bombalar Ermeni vatandaşlarımıza dağıtıldı. Geceleri polis ve jandarma devriyelerimiz öldürüldü. Aşiret reisleri para ve rütbe ile iğfale, ayaklanmaya davet edilerek beyne’l anasır tohm-ı nifak-u kıtal ekilmeye başlandı.Kanun ve hükümet her dakika bir müdaheleye  uğradı. Zade-i teşvikleri olan cinayatı havsala-i sabr-u tahammül ihata edemez oldu. Bu defada Maraş’a gelen bir Fransız generali büyük toplar getireceğini, hükümete el konulacağını, bir takım adamların hapis ve nefyedileceğini beyan etti. İstanbul’da Fransız Fevkalade komiserliği tarafından hükümet-i metbuası namına Hariciye nazırımıza Maraş, Ayıntap, Urfa livalarının işgali sırf bir karakol tebdili makamında olduğu ve işgalin muvakkat bir mahiyette bulunduğunu beyan etmiş ve bu beyanat senet kabul olunmuş iken, her gün memleketimize asker, top, bomba sevkinden geri durmuyorlar. Halbuki hükümeti tamme içinde yaşıyan biz İslamlar hiçbir fikri tecavüz perverde etmediğimiz gibi bütün anasır beyninde demütemadi bir rabıta-i ittihad-u imtizac hüküm-ferman iken tecavüzatın tevalisi, sevkiyatın temadisi ve beyn-el anasır nifak ve ihtilale karşı ba’dema lakayt kalmakta mazuruz. Biz şimdiye kadar İngiltere, Amerika, Fransa ve İtalya’nın masum ve necip milletlerinin şeref ve namusları adına verilen mevaid-i kaviyeye itimaden sükunetle muamele etmiştik.

Fakat yapılan tecavüzler hudud-u  tahammülümüzü geçiyor. Tevali eden müdaheleler vicdan-ı umumiyi tazyik ediyor. Cihan-ı medeniyet mülkümüzü harabezara çevirmek, masum ve mazlum mezarına döndürmek menafi-insaniyet bir levha-i cinayata şahit olmak istemiyor ise, elhak ve adaletin penahı olan vicdan-ı umumiyi beşer, bu mezalimi vicdan-suza nihayet veriniz. Aksi takdirde tıfl-ı şir-harlarımıza kadar son varımızı vermiş ve kanlarımızı isare hazırlanmış bulunuyoruz. İş bu protestomuzun birer sureti Beyrut’ta bulunan Fransız generali Gouraud’e bir nüshası Adana işgal kumandanlığına, birer nüshası da itilaf mümessillerine verilmiştir.

Eşraftan Batumlu Ali, Pazarcık Müftüsü Veli, Sinemilli Aşiret Reisi Tapo Ağa, Mücahidinden Silo, Atmalı Aşiret Reisi Paşa Yakup, Belediye Reisi Hacı Mehmet.

Bu telgrafın bir nüshası da Milli Kongre Riyasetine gönderilmiş ve Hakimiyet-i Milliye nr. 1, 15. Kanun-ı sani (Ocak) 1336 / 1920 tarihli nüshasında neşretmiştir

 

Gelişen hadiseler üzerine Pazarcık’tan Antep’teki işgal komutanlığına aşağıda metni bulanan bir protesto daha gönderilir.

 

 

Pazarcık Protestonamesi(6 Ocak 1920)

 

 

1.Fransızlar, Ermeni haydutları ile birlikte top ve diğer silahlar ile Ceceli Köyü’nü yakarak kökünden harap ettiler. Buradaki zayiat pek büyüktür.

2.Karabıyıklı’dan gelen Fransız süvarisi zorla ve parasız zahire aldı. Buna engel olmak isteyen ahali dövüldü ve hakarete uğradı.

3.Maraş’a giden Fransız süvarisi, Karabıyıklı’daki evine gitmekte olan Kara Ali ismindeki namuslu bir adamı öldürdü. Öteki iki kişide beraber götürüldü. Bunların sağ ve ölü olduğu hakkında şimdiye kadar hiçbir bilgi alınamadı.

4.Ahır Dağı dolaylarında bulunan Fransız askerleri ormana giden iki müslümanı şehit ettiler.

5.Fransızlar Ermenileri iki aydan beri silahlandırmaktadırlar. Bunlara top, cephane ve başka silahlar verildi. Ermeni evleri ile kiliseleri müdafaa haline kondu. Bunların hepsi Müslümanları öldürmek maksadıyla yapılan işlerdir. Bundan dolayı herkes hayatından emin değildir.

6.Burada ve civarda eşkıya yoktur. Eşkıya dediğiniz adamlar milli hukukumuza karşı olan tecavüzlere karşı koymak maksadıyla silahlanmış millet efradıdır.

7.Bunlara haydut adı vermenizi ve yukarıda saydığımız vahşilikleri protesto ederiz.

8.Bu duruma son verilmesini isteriz.

9.Mesuliyeti milli hukuku yaralayanlara ait olmak üzere bundan böyle millet haklarına zararlı olan hareketlere karşı hareketlerle mukabele edeceğimizi son defa olmak üzere bildiririz.

 

        Memur ve Eşraf

              Yedi imza

 

Ayrıca, o dönemde Milli Mücadelede Pazarcık’la ilgi olarak  belgelerde şu bilgiler yer almaktadır:

 

7 Ocak 1920 Çarşamba

 

Şehrin yüksek ve hakim mıntıkalarını bilhassa vaktiyle bir maksat-ı hayinane ile pek muhkem bir surette yapılmış olan kiliseleri, hanları tahkim ve takviye etmişlerdi.

            Türkler, bir taraftan teşkilatlarını tamamlarken diğer taraftan “Sivas’tan Kızıl Ordu, Yeşil Ordu geliyor” diye şayialar çıkararak  Fransız ve Ermenileri telaşa düşürerek kuvve-i  maneviyelerini kırmaya çalışıyordu. Bundan korkan Ermeniler, şehrin muhtelif noktalarından bilhassa Abara Başı Kilisesinin çan kulesinden dışarıdan Türklere yardım için kuvvet gelip gelmediği anlamak maksadıyla etrafı gözetlemeye başladılar.

            Kılıç Ali bey, Pazarcık’tan gönderdiği telgraflarda; Maraş Ovasına dörtbin çadır kuracağım, Fransızları kana boyayacağım gibi ağır tehditlerde bulunuyordu. Telgraflara “ferik” (Paşa) imzasını atıyordu.

            Şüphesiz ki bu telgrafta Kılıç Ali’nin gücünü ve yetkisini abartılı olarak bildirmesindeki amacı işgalcilere gözdağı vermekti.

 

8 Ocak 1920 Perşembe

 

            Beş Ocak’ta Ceceli Köyü’nü tahrip eden kuvvetler Maraş’a giremediklerinden geri Antep’e döndüler. 10 Ocak’ta Antep’e vasıl olabildiler. Fransızların Maraş’a  devamlı takviye kıtaları salmaları üzerine yolu kapamak icap etti. O civarda bulunan Beyazıtoğlu Zafer ve Muharrem beyler ile Muallim Hayrullah Efendi’ye Türkoğlu-Maraş yolunun kapatılması emri verilmiş,  ayrıca Dehliz’de bulunan Yakup Hamdi Müfrezesi de Atmalı Aşireti Kuvvetleri ile birlikte Bababurnu’na doğru kaydırılmıştı. Bu hazırlık yapılırken Fransızların İslahiye’den bir taburlarının gelmekte olduğu görüldü. Derhal Beyazıtoğlu Zafer ve Muharrem Beyler komutasındaki milli kuvvetler taarruza geçtiler….  

 

Milli Mücadele yıllarında Fransızlarla Ermeniler birlikte hareket ederler. Bölgedeki Ermeni halkının lideri olan Agop Hırlakyan, Engizek Yaylası’nda komşusu olan Tapo Ağa ile irtibata geçer. Kendilerini desteklemelerini ister. Tapo Ağa ve Yakup Hamdi Bey, çadırda Fransız ve Ermenilerle görüştükten sonra dışarı çıkarlar. İkisi de Fransız görüşmeciler ile Agop Hırlakyan’ın tekliflerinden rahatsız olduklarını, böyle bir teklifin kendilerini rencide ettiğini, bu nedenle Agop Hırlakyan’ı  ve Fransızları öldürmek istediklerini ancak bu kişilerin çadırlarında misafir olduklarından dolayı geleneklerinde misafir öldürülmesi olmadığını kararlaştırarak gelen görüşmecilere tekliflerinin yanlış olduğunu Milli Mücadele’nin yanında olmanın namus meselesi olduğunu söyleyerek Fransızlar ve Ermeniler geri yollanır….”

Pazarcık civarında Milli Teşkilat kurulması için çalışan Mehmet Cebe hatıralarında ise; Pazarcık’a görünüşte meb’us seçimi için gittiklerini ancak asıl amaçlarının Milli Teşkilatı kurmak olduğunu, bu amaçla büyük bir aşiretin oturduğu köye arkadaşı Muallim Hayrullah Bey ile birlikte gittiklerini ve köyde büyük nüfuzu olan aşiret reisini milli cepheye kazandırmak için çalıştıklarını fakat bir türlü ikna edemediklerini belirterek, aşiret reisinin annesinin kendilerini dinlemiş olduğunu ve içeri girerek şu sözleri söylediğini kaydetmektedir :

“Evlatlarım! Bütün konuşmalarınızı yandaki odadan dinledim. Evet, haklısınız. Biz yarın Türk memuru, Türk jandarması yerine Ermeni veya Fransız memuru ve jandarması görecek olduktan sonra varlığımızın hiçbir kıymeti kalmaz. Siz bana bakın! Benim de  bu aşiretin üzerinde hatunluk hükmüm sürer. Mademki millet bu işgali istemiyor, biz de düşmana karşı gelmek isteyen bu milletle beraberiz. Harp ise harp, kan ise kan, mal ise mal…? Her ne lazımsa kurtuluncaya kadar bütün aşiretle fedaya hazırız.”

Bu vatansever annenin sözleri üzerine Ağa, tereddütten kurtuldu ve milletle birlikte düşmana karşı koyarak büyük faydalar sağladı. 

Fransız Generali Abadi,  Pazarcık’taki iki büyük aşiretin kendileri ile olan mücadelelerinin en önemli kısmı olan ikmal yollarının kesilmesi ve takviye birliklerinin Kahramanmaraş’a gelmesini engellemelerini şu şekilde anlatmaktadır.

“Gaziantep’e gelen ve Kahramanmaraş’a yardım etmek için gelecek takviye Fransız gücünde bulunan Cezayirli lejyonerler  Müslüman olduklarından, savaş taraftarı değildirler. Kahramanmaraş ve Gaziantep’teki Kuvay-ı Milliye güçleri ile irtibata geçerler. Fransız taburunun Kahramanmaraş’a intikalinde pusuya düşürülmesi görevi Atmalı ve Sinemilli aşiretlerinin reislerine verilir. Yakup Hamdi Bey komutasındaki Atmalı gurupları Balkayası’nda, Tapo Ağa komutasındaki Sinemilli grupları ise Aksu Köprüsü’ne pusu kurmuşlardır. Böylece Kahramanmaraş’a gelen Fransız taburunun yok edilmesi sağlanmıştır. Kahramanmaraş’ın kurtuluşu sağlandıktan sonra Pazarcık'taki milli kuvvetler Gaziantep savunmalarında aktif rol almışlardır.” 

Bekir Sami Bayazıt ise Kahramanmaraş’ta Bayazıtoğulları isimli eserinde bu konuda aşağıdaki anlatımda bulunmaktadır:

“Evet komşu şehir Antep mücadelesinde Pazarcıklı aşiretler vardır. Bayazıtoğlu Muharrem ve Bayazıtoğlu Zafer Beyler ile Küçük Abdullah beyler vardır. 1.Dönem Antep mebusu Abdurrahman Lami efendi ilk Türkiye Büyük Millet Meclisinde söz alarak “Ayıntap bu gün müdafaa edilmeyecekse, yarın edilecektir. Evvelemirde ahalinin kuvvei maneviyatını yükseltmek lazımdır. Bugün Maraş’la Ayıntap arasında ikibin haneli köyler vardır. Bunlar son zamanlarda çetelik yapmışlardı. Pazarcık’tan altıbin kuvvet geldi. O zaman daha fazla kuvvet de yoktu. Her bir neferi bir mücahit bir kale idi. Hiç hükümetten para istemediler. Çünkü bunlar gönüllü neferlerdi. Ayıntap ahalisi kendi imkanlarıyla  bu gönüllü askerlerin dört ay süreyle iaşelerini temin ettiler.”

 

               Pazarcık Jandarma Komutanı Ramazan Bey komutasında yaklaşık 400 mevcutlu Kuvay-i Milliye müfrezesi Maraş’a hareket ederek Fransızlara karşı mücadeleye katılır. Antep’ten Maraş’a yardıma gelecek Fransız kuvvetlerinin önü Pazarcık Kuvay-i Milliyecileri tarafından kesilir (16 Ocak 1920).  Fransızların,50 ölü ve bir o kadarda yaralı  bıraktıkları Kılıç Ali Paşa’nın aynı tarihli 29 sayılı raporunda yer almaktadır. Ayrıca Karabıyıklı ve Aksu Köprülerindeki çatışmalarda milli çete kuvvetler de kayıp vermiştir(Uzun Yusuf-Benli Ahmet). Bunun üzerine Fransızlar Kılıç Ali Paşa ve Pazarcık milli kuvvetlerini yok etmek için,bir taburu yola çıkarırlar.İki süvari bölüğü de güneyden Pazarcık üzerine yürüyüşe geçer.Bunu haber alan Kılıç Ali Paşa, Pazarcık’ın batısında Hacı Ahmet mevkiinde(bugünkü mezarlık) pusu kurar,diğer milli kuvvetler de Pazarcık’ın batısında Söğütlü köyü civarında yerleşirler. Pazarcık’a girmeye çalışan Fransızlar Aksu köprüsündeki Ali Rıza Pişkin komutasındaki müfreze tarafından püskürtülür, Ayrıca Eloğlu(Türkoğlu) yönünden gelen Hüseyin Efe komutasındaki müfrezenin baskınına uğrarlar ve Pazarcık’a girme hayalleri bitince Maraş’a doğru kaçmak zorunda kalırlar(19 Ocak 1920). İşte bu  tarih Pazarcık’ın işgalden önlendiği tarih olarak kabul edilir.

 

            Bazı söylentiler İlçe teşkilatının geçici olarak, bir ara Narlı ve Ufacıklı’da bulunduğu şeklinde ise de bu konuda bulgu ve belgeye rastlanmamıştır. Ancak yaz aylarında bazen sıcak nedeniyle idari kadronun Nacar’da oturduğu bilinmektedir. 1941 tarihine kadar İlçe Teşkilatı Yukarı Pazarcık’ta kalmıştır.  1940-41 yıllarında  tren istasyonunudan yararlanma düşüncesinden hareketle bu günkü yerine taşınması kararlaştırılmıştır. Zira Fevzipaşa-Malatya demiryolu 1928 yılında hizmete girmiştir. O zamanki Kaymakam Nurettin AYDIN döneminde, kaymakamlık başta olmak üzere  resmi kurumlar sırayla yeni yerleşim alanına taşınmışlardır. 1960 yıllara kadar bazı resmi kurumlar hala Yukarı Pazarcıkta hizmete veremeye devam etmişlerdir( Tekel, Jandarma vb).  1941 yılında Kaymakamlığın yeni ilçe merkezine taşınması  halk arasında Yukarı Pazarcık-Aşağı Pazarcık şeklinde isimlendirmiştir. Hatta köyler Yukarı Pazarcık’a “ Merkez” Aşağı Pazarcık’a ise “ İstasyon” şeklinde isim vermiştir.

            Pazarcık Adı Nereden Gelmektedir.

            Pazarcık adının ne zamandan beri kullanıldığı tam olarak bilinmemektedir. 1563 tarihli Maraş Tahrir Tefterinde “ Pazarcık Nahiyesi” şeklinde kayıt bulunması en azından bu tarihden önce de bu ismin kullanıldığının kesin olduğunu ortaya koymaktadır.   Ancak Narlı veya Demirciler tarafında kurulan alış veriş ve pazar yerine izafeten bu bölgeye ‘Pazarcık’ ismi verilmiş, bu yüzden resmi kayıtlarda Pazarcık ismi kullanıla gelmiştir. Bu gün dahi Narlı ovasına genel olarak ‘Pazarcık Ovası-Pazarcık Yazısı’ hatta kısa olarak ‘Pazarcık’ denildiği. başka bir ifadeyle yörenin genel isminin “Pazarcık” olduğu bilinmektedir. İlçe merkezinin Yukarı Pazarcıkta bulunduğu yıllarda kayıtlarda ve özellikle haritalarda Bağdın-ı Sagir olarak da yer aldığı görülmektedir. Ama nahiye ve ilçe adı olarak hep Pazarcık kullanılmıştır. Bu nedenle İlçeye Pazarcık isminin verilmesinin sebebi bu olmalıdır.

            Bölgedeki Göç ve İskan Hareketleri:

            Osmanlı Devletinin duraklama ve gerileme dönemlerinde  devlet otoritesinin zayıflaması, vergi yükü, bazı aşiretlerin yerleşik halka şekavette( baskı ve zorla mallara el koyma) bulunmalarından dolayı , bu aşiretlerin padişah fermanı ile yerlerinden sürülerek başka bölgelere zorla iskan  edildiği devlet kayıtlarında mevcuttur.  Özellikle Kırım Savaşından (1853-1856) sonra orduya asker kaynağı sağlamak ve isyan eden aşiretleri ıslah etmek için 1865 yılında  “ Fırkay-ı Islahiye “ isimli askeri birlikler oluşturulmuş ve başınada Derviş Paşa getirilmiştir.

            Özellikle Pazarcık bölgesindeki konar göçerlerin bu gün Suriye sınırları içinde bulanan Rakka, Menbiç ve Halep taraflarında iskan edilmiştir. Rakka eyalatinde iskan edilen Türkmen İlbeyli aşireti  Pazarcık Ovasına yerleşmişler, ancak burada yerli halka zulüm yaptıklarından dolayı eski yerlerine gönderilmeleri için 1703 yılında Rakka Beylerbeyi Elhac Mehmet Paşaya ferman gönderilmiştir( MAD. Num.8458- sa.181)

Engizek dağında yaylayıp, Pazarcık’ ta kışlayan İl beyli( ilbeylü)  aşireti  ahali üzerinde yaptığı baskılar karşısında  önce Suriye deki Menbiç’e iskan edilmesine rağmen, sonradan Maraş ve çevresinde oturmak ve oturdukları bu yerleri şen ve abadan(mamur) etmek  üzere, 1704 tarihinde  Maraş Beylerbeyine ve kadısına izin verilmiştir(Maliyeden Müdevver Defteri num. 8458-sah. 98). Yine Cengiz Orhonlunun eserinde belirtildği gibi; Kuşcu Ceridi( Çağlyan Cerit-Küçük Cerit ve Yumaklı Cerit köyü yerleşik halkı) ile Kılıçlı Aşireti  Pazarcık’a yerleştirilmiştir.

Bu tür yer değiştirmeler ve zorla iskan edilme olayları özellikle 1691-1696 tarihleri arasında sistematik olarak gerçekleşirken aralıklarla devam etmiştir.. Pazarcık yöresindeki Türkmen aşiretleri ve cemaatlerinin bir çoğunun bu şekilde sık sık zorla iskan edildiği ve buna rağmen güneydeki Suriye topraklarında su ve yaylak yetersizliğinden dolayı hayvancılıkla geçinen aşiretlerinin devletin bütün önlemlerine rağmen yine Anadolu’ya  göç ettiği bilinmektedir. Bu göçler sonucunda, Pazarcık’a( Bağdını Kebir ve Bağdını Sagir)  yerleşenlerin Oğuzların Bayat Boyuna bağılı İl Beyli oymağı(aşireti)  olduğu bilinmektedir.

 

Tarihi Sosyal Yapı:

 

Pazarcık yöresindeki yerleşimle ilgili 1526 tarihine kadar önemli bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ancak 1526 kayıtlarda görülen nüfus ve sosyal yapının, daha önceki yıllarda bir benzerlik göstereceği kabul edilmektedir.

 

1526 ve 1563 tarihli kayıtlar incelendiğinde; Pazarcık ve çevresinde oturan boy ve cemaatler aşağıda belirtilmiştir :

1. Anamuslu-Karacalu oymağı

  Karacahamzalu cemati

2. Cerit oymağı( en kalabalık oymaklardan birisidir.Yaklaşık 285 hane-bu gün Çağlayan Cerit İlçesi ve Yumaklı Cerit Kasabası ile Küçük Cerit köyü bu oymağın yoğun olduğu yerleşim yerleridir.)

3.Dokuz-Beşenlü oymağı

    a) Dokuz ve İbrahim Hacılu cemati. (Yaklaşık 50 hane)

    b) Evci(Avcı) ve İbişlü  cematleri ( yaklaşık 70 hane)

4.Eymirli Oymağı

   a) Bulanıklu cemati

   b) Eymür

   c) Tahirlü, Kurdegün

5. Kızıllu ve Alibeylü taifesi(oymağı)

   a) Kızıllu ve Karadedelü

6. Küşne taifesi-oymağı (kalabalık bir oymak olup yaklaşık 310 hanedir. Bu oymağın bu gün yerleşim yeri Dehliz köyü ve çevresidir.)

7. Avşarlu oymağı

 

Tahrir Defterlerinde belirtilen cemaat ve oymakların tamamına yakının doğal olarak göçebe ve çadır halkından meydana geldiği unutulmamalıdır. Bu yerleşim yerlerinden nahiye merkezini oluşturan Bağdını Kebir ve Bağdını Sagir köyleri başta olmak üzere diğer bazı köyler(Osmandede, Kirni vs) ve nahiyeler( Ufacıklı-Göynük) büyük ölçüde  yerleşik hayata geçtikleri görülmektedir. Zira cami kalıntıları, mezarlıklar, pamuk ve diğer ürün ekimleri yapıldığına dair vergi kayıtları buna en güçlü delil gösterilebilir.

 

Bunların dışında, Dermek, Karahamzalu, Karahasanlu, Elçi, Kızuklu, Ağce Atlu ( Ağca atlı), Sakalu, Ethemlü,Adillü,Dönenlü, Göce Hacılu, Kürklü, Kızı Hakku, Cöksekilü, Kızılcuklu, Köpeklü, Kara Ekinciler, Musa Fakihlü,  Yuvalu cemaleri de bu bölgede geçici veya sürekli olarak iskan etmişlerdir.     

Hicri 1309( 1891) tarihli Halep Salnamesi(Maraş Sancağı) ve daha sonraki salnamelerde; Pazarcık ve çevresinde oturan, göçebe ve çiftçilik yapan aşiretler   İlbeyli aşireti ( daha çok merkez iki köyde-Bağdını Sagir-Bağdını Kebir) başta olmak üzere, Cerit , Sinemilli, Atmalı, Kılıçlı, Deregezenli ve Çerkez  aşiretleri olduğu  görülmektedir. Daha sonraki yıllarda da bu yapı devam edegelmiştir. Tarihçi Niebuhrun tespitlerine göre bu bölgede yerleşen İl beylü aşireti 2000 çadır halkından meydana gelmektedir. Elbeyli aşiretinin bazı kaynaklarda Beydili boyuna bağlı olduğu zikredilmekle beraber esas olarak Bayat Boyuna bağlı oldukları doğru olarak kabul edilmelidir.

Tarih ve aşiret araştırmacılarının büyük çoğunluğu, hanefi-sünni inanca bağlı olarak bilinen Kürt Aşiretleri ile Alevi inanca bağlı Kürt aşiretlerinin “Kürtleşmiş Türkler” olduğunu dile getirmektedirler. Özellikle Süleyman Sabri Paşa’nın ( Van Tarihi ve Kürtleşmiş Türkler Hakkında İncelemeler) adlı eserinde “ Maraş-Pazarcık yöresindeki Atmalı Aşiretinin bu değişime en belirgin örnek olarak göstermektedir”.

 Şüphesiz ki,  1691-1695 yıllarında devlet tarafından uygulanan aşiretlerin yerleşik hayata geçirilerek boş arazı ve köylerin(abat edilmesi-şenlendirilmesi) faaliyetlerinden Pazarcık yöresi de nasibini almıştır.  Bu gün İlçe genelindeki sosyal yapının oluşmasında bu iskan politikasının da önemli etkisi olduğu açıktır.

 

 

 

Osmanlı dönemi padişah ve saray iradelerinden(yazılı emir) Pazarcıkla ilgili olanlarından bazıları şöyledir:

1. 1814 yılında Mürsel oğlu Haydar isimli eşkiyanın Pazarcıkta ki bazı köylere saldırması üzerine asker gönderildiğine dair irade;

2.  1827 tarihli irade; Pazarcık Büyük Bağdın da(Bugünkü Ulubahçe) firari Seyit Mehmet’ten boşalan kalma tımarın( görevlilere verilen toprak geliri) Mustafa oğlu Mülazım Osman’a verilmesi.

3.   1885 yılında Pazarcık Hükümet konağının tamiri ile ilgili irade;

4.  1886 yılında Pazarcıktan gelen muhacırlerin Halepte Orhaniye isimli köy kurularak yerleştirilmelerine dair irade;

5.  1886 yılında, Pazarcık Kaymakamı İsmail Efendinin kanuna aykırı davranışlarının araştırılması,

6.  1887 yılında Pazarcıktan bazı köylerin alınarak Besniye bağlanması

7.  1887 yılında Yozgat Rışvan aşiretinin hayvanlarından Pazarcık taraflarına bulaşan hastalık için baytar gönderilmesi.

8. 1887 yılında Pazarcıkta bulunan aşiretlerin yerleşik hayata geçirilmesine dair irade;

9. 1888 yılında Maraş Mutasarrıfı( vali) Dede Paşanın Pazarcık kazasında Kılınçlı ve Çakallı aşiretlerine tahsis edilen araziyi çiftlik yapmaya çalıştığı iddiasının araştırılması. (Bu günkü Dede Paşa Köyünün bulunduğu topraklar kastedilmekte olup, köyün ismi de buradan gelmektedir)

10. 1888 yılında Pazarcık’ta görülen sıtma ve ateşli hastalık için iki doktor gönderilmesi.

11. Atmalı aşireti reisi Bozağazade Süleyman  Ağanın halka yaptığı kötülüklerin önlenmesi.

12. 1890  yılında  Pazarcıkta çıkan kolera için önlem alınması.

 

13.  1891-1892 yıllarında Pazarcıka iskan edilen muhacirlerin Hamidiye isimli köy kurularak yerleştirilmeleri hakkında irade;

14 . H.1322 (M. 1904)yılında Pazarcıkta  Mekteb-i İbtadiye( ilkokul) nin kurulması ve okula Padişahın adının( Hamidiye) verilmesi hakkında irade;

15. Pazarcıkta telgrafhane kurulması hakkında irade H 1326 (M.1908)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !